Makale detayı · 2026 · article
Üçüncü Alan Kuramının Sözlü Anlatılara Uygulanabilirliği: Keloğlan ve Kuyudaki Dev Masalı Örneği
Veri kaynağı ayrımı
- YÖKSİSYÖKSİS makale kaydı
- YÖKSİS dergi adıMilli Folklor
- Katalog eşleşmesi (ISSN)Milli Folklor
- OpenAlexOpenAlex zenginleştirmesi (özet, atıf, konular)
Özet
Türk halk edebiyatı, tarih boyunca toplumun kültürel belleğini, değerlerini ve kimlik inşa süreçlerini aktaran en önemli alanlardan biri olmuştur. Masal, destan, efsane, fıkra ve halk tiyatrosu gibi sözlü anlatılar, yalnızca geçmişin mirasını taşımakla kalmamış; farklı kültürlerin, inançların ve toplumsal yapılarının karşılaştığı, dönüştüğü ve yeniden üretildiği yaratıcı alanlar olarak işlev görmüştür. Bu metinler, toplumsal normların sınandığı, alt sınıfların ses bulduğu ve alternatif kimliklerin görünürlük kazandığı performans sahneleri sunar. Dolayısıyla halk edebiyatı, kültürler arası etkileşimin ve kimlik müzakerelerinin en canlı biçimde gözlemlenebileceği zengin bir araştırma alanıdır. Bu bağlamda Homi K. Bhabha’nın Üçüncü Alan Kuramı, sözlü anlatıların dinamik doğasını incelemek için güçlü bir kuramsal araç sağlar. Bhabha’ya göre kültürel kimlikler sabit ya da tekil yapılar değildir; aksine farklı kültürel unsurların karşılaşmasıyla ortaya çıkan, sürekli yeniden üretilen melez yapılardır. “Aradalık” olarak adlandırılan bu alan, kültürel göstergelerin yerinden edilerek yeniden anlamlandırıldığı, hegemonik anlatıların sarsıldığı ve yeni kimlik biçimlerinin üretildiği yaratıcı bir zemin oluşturur. Postkolonyal çalışmalar ve diaspora edebiyatında sıkça kullanılan bu kuramın, Türk halk edebiyatına uygulanması ise literatürde yeni ve özgün bir açılım niteliği taşır. Sözlü temellere dayanan, topluluk tarafından üretilen ve sosyo-kültürel bağlamlardaki yeni durumlara uyarlanabilen halk edebiyatının, Üçüncü Alan analizleri için zengin bir alan sunabileceği görülmektedir. Keloğlan, Nasreddin Hoca, Karagöz ve Dede Korkut gibi figürlerin anlatıları, kültürel normları yalnızca yansıtmakla kalmaz, aynı zamanda onları yeniden yapılandırır. Bu metinler, sözlü-yazılı, performans-koruma, otorite-direniş gibi karşıtlıkların sınırlarını bulanıklaştırarak Bhabha’nın “melezlik” ve “aradalık” kavramlarıyla doğrudan örtüşür. Buradan hareketle bu çalışma, Türk halk edebiyatına yönelik Üçüncü Alan Kuramı uygulamalarının temel ilkelerini oluşturabilecek ve somutlaştırabilecek öneriler getirmeyi amaçlamaktadır. Makale, bu kuramsal yaklaşımı somutlaştırmak amacıyla “Keloğlan ile Kuyudaki Dev” masalını incelemektedir. “Keloğlan ile Kuyudaki Dev” örneğinin seçilme nedeni, bu masalın hem Türk folklorunda yaygın olarak bilinen ve farklı varyantlarıyla yaşayan hem de masal kahramanının karakter özellikleriyle kuramın uygulanabilirliğine olanak tanıyan bir anlatı olmasıdır. Keloğlan, Türk folklorunda sıradan, güçsüz ve çoğu zaman alay konusu olan bir figür olarak görülse de zekâsı, mizahı ve stratejik davranışlarıyla güçlüleri alt eden tipik bir hilekâr (hilebaz/ hilekâr/oyunbozan) kahramandır. Bu özellikleriyle Keloğlan, Bhabha’nın tarif ettiği Üçüncü Alan’ın sembolik bir temsilcisi olarak okunabilmektedir. Masalda köyün gündelik yaşamı ile devin olağanüstü dünyası arasında kurulan eşik alan, toplumsal hiyerarşilerin sorgulandığı, normların askıya alındığı ve alternatif kimliklerin görünürlük kazandığı bir müzakere alanı işlevi görür. Güçsüzün güçlüye karşı zekâ yoluyla kazandığı bu zafer, yalnızca bireysel bir başarı değil, aynı zamanda toplumsal hiyerarşilerin altüst edilmesinin simgesel ifadesidir. Bu bağlamda masal, hegemonik söylemlere karşı halkın bilgi ve mizah aracılığıyla geliştirdiği karşı-anlatıların da bir yansımasıdır. Dolayısıyla masal, -hilebaz/hilekâr özellikleri ve mizah aracılığıyla halkın alternatif söylemlerini görünür kılmasıyla, kültürel melezleşmenin ve Üçüncü Alan’ın işleyişini en açık biçimde gösteren örneklerden biridir. Sonuç olarak bu çalışma, Üçüncü Alan Kuramı’nı Türk halk edebiyatına uygulayarak sözlü anlatıların kültürel çoğulluk ve melezleşme dinamiklerinin ele alınmasına yönelik yeni bir bakış açısı sunmaktadır. Keloğlan ve Kuyudaki Dev masalı üzerinden yapılan çözümleme, halk anlatılarının yalnızca geçmişi koruyan statik metinler değil, aynı zamanda kimlik, otorite ve dilsel yaratıcılığın yeniden müzakere edildiği dinamik alanlar olduğunu ortaya koymaktadır. Böylece halk edebiyatı, Bhabha’nın kavramsallaştırdığı anlamda, sürekli ertelenen ve yeniden inşa edilen kültürel kimliklerin üretildiği yaratıcı bir Üçüncü Alan olarak değerlendirilmektedir
Konular
Atıflar
OpenAlex cited_by_count. WoS veya Scopus atıf sayısı değildir; o kaynaklar için ayrı kolon yoktur.
0atıfOpenAlex · cited_by_count (önbellek / veritabanı)